Geçtiğimiz günlerde, 31 yaşındaki Muhammed Gürcan Koçak’ın vefatı, toplumda derin bir üzüntü yarattı. Genç yaşta yaşamını kaybeden Koçak, bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Kaza esnasında diğer aracın sürücüsü olan şahsın, yargı süreci boyunca nasıl bir yaptırımla karşılaşacağı merak konusuydu. Ancak, adaletin nasıl tecelli edeceğine dair umutlar kısa sürede sarsıldı. Mahkemenin verdiği tahliye kararı, hem Koçak'ın ailesini hem de toplumun geniş kesimlerini derinden etkiledi. Peki, bu kararın ardındaki gerekçeler neler? Bunu daha yakından inceleyelim.
Kaza, geçtiğimiz ay İstanbul’un yoğun bir caddesinde gerçekleşti. Muhammed Gürcan Koçak, işten dönerken, o sırada yüksek hızda gelen başka bir araçla çarpıştı. Kazanın ardından Koçak, hastaneye kaldırıldı ancak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Koçak'ın ölüm haberinin ardından, ailesi ve arkadaşları derin bir üzüntü içerisinde toplandı. Kazaya sebep olan sürücü ise tutuklandı ve yargı süreci başladı. İlk duruşmada, Koçak’ın ailesi gözyaşları içinde yaşanan trajediyi anlattı. Fakat daha sonra mahkemeden gelen tahliye kararı, birçok soru işaretine neden oldu.
Mahkeme, çok sayıda delil ve ifade olmasına rağmen, kaza sırasında sürücünün gözaltındaki durumunu delil olarak değerlendirdi. Sürücünün, kaza sırasında dikkatinin dağılmış olduğunu ve bu durumun kasıtlı bir davranış olmadığını belirten mahkeme, tahliye kararını bu gerekçeye dayandırdı. Ancak bu durum, Koçak’ın ailesi ve toplulukta ciddi bir infiale yol açtı. Birçok kişi, hukuk sisteminin adalet duygusunu hiçe saydığını düşünerek tepkilerini dile getirdi.
Sonuç olarak, Muhammed Gürcan Koçak’ın yaşamını yitirmesine yol açan olay, yalnızca bir kaza olarak kalmayıp, toplumsal adalet anlayışlarının sorgulanmasına neden oldu. Bu olay, benzer trajedilerin yaşanmaması için toplumda farkındalık yaratma ihtiyacını daha da artırdı. Kazaların önlenmesi için artırılması gereken önlemleri konuşmak ve etraflıca değerlendirmek ise toplumun ortak sorumluluğu haline gelmiştir.
Özellikle gençlerin yol güvenliği konusunda bilinçlendirilmesi ve hukukun, maalesef çoğu zaman göz ardı edilen insan hayatına olan saygıyı koruması gerektiği aşikar. Umut ediyoruz ki, benzer olaylar bir daha yaşanmaz ve adalet, tüm kayıplar için sağlıklı bir şekilde tecelli eder.